Bulunduğum noktaya bakılacak olursa ya sizden kopmanın başlangıcındayım ya da sizlere bir adım daha yaklaşmaktayım. Artık kararsızım, uzun zaman sonra ilk defa...
Hayatın bana verdikleri ile şükredip, yaşamın tadına varmaya çalışıyorum. Evet, iyi yaşıyorum. Evet sevenlerim olduğu kadar sevmeyenlerim de var, ama ben onları da seviyorum ve uzun bir evet listesi peşi sıra zihnimden akıyor . Nadir zamanlar oluyor insan hayatında kendini gerçekten de yalnız hissetiği, ama bu yalnızlık öyle kapı çalıp biri gelince geçecek türden bir yalnızlık değil. Sende derin izler bırakan, tadını çıkarmaya çalıştığın, şu gelip geçici hayatta bir şeyleri paylaşmak istediğin anlarda suratına bir tokat gibi gerçeği çarparak seni şoke eden sinsi bir düşman o yalnızlık...
Yalnız yaşamıyorum, ama benliğimin yalnızlığını her an hissederek yaşıyorum. İnsanın doğup, büyüdüğü, ailesinin, en samimi arkadaşlarının, çevresinin olduğu bir şehri hatta ülkeyi terk etmesi çok zor bir durummuş. Eskiden hayata bakışım bu gerçeği hep inkar etmemi sağlamış, beni ailemden, arkadaşlarımdan herkesden uzakta yaşayarak olgunlaşacağıma ve yeni arkadaşlarımın eskileri kadar iyi olacağı yalanına inanmaya zorlamıştı. Geriye dönüp baktığım zaman sadece bir tebessüm beliriyor yüzümde, ne kadar da safmışım diyorum.
Sizleri özlediğimi söylemek istedim, bunu bilmenizi istedim. Her ne kadar burada da arkadaşlar edinmiş olsam da ve her an yanımda olabilecek çok değerli birine sahip olsam da, sizlerin yeri çok ayrı. Bundan sonra ne zaman geri geleceğimi bilememek galiba bu sefer beni en çok zorlayan sebep. Her geri dönüşümde sizin orada aynı sıcaklıkla beni karşılayacağınızı biliyorum, fakat bazen öyle bir an geliyor ki sadece orada olmak istiyorum, bir dakikalığına bile olsa. Aynı enerjiyi hissetmek istiyorum tekrardan. Birlikte geçirdiğiniz zamanın kıymetini bilin, benim gibi gurbet ellere düştüğünüz zaman çok daha iyi anlarsınız. Doğum günümde anladım aslında burada çok yalnız olduğumu, her şey boş geldi bir an. Ne için bu kadar mücadele diye düşündüm, O olmasa çoktan geri gelirdim herhalde.
Neyse daha çok uzatmadan tekrar edeyim, hepinizi seviyorum. Kendinize çok iyi bakın...
Deli...
Herkes akıllı bir ben deli :)
23 Ekim 2010 Cumartesi
1 Temmuz 2010 Perşembe
Cansız...
Sessiz ve soğuk her zamanki gibi...
Son bir kez daha bakıyorum sana...Arkama dönüyorum, bakamıyorum ya da bakmak istemiyorum... Duvarlar yükseliyor gözlerimin önünde,sessiz ve büyük soluk beyaz duvarlar. Adını haykırıyorum çıldırmışçasına, karşılık alamayınca daha çok bağırmaya başlıyorum. Hayır, bu bir kabus olmalı diyorum ve bir kez daha kendimi çaresiz ve yalnız hissediyorum fakat içimi ısıtan bir sıcaklık hissediyorum, o senin sıcaklığın. Hıçkırıklara boğuluyorum, ufak bir çocuğun timsah gözyaşları gibi ama gerçek bir acıyla hıçkırıyorum. Adın gırtlağımda düğümleniyor, söyleyemiyorum adını. Sana yalnızlığımı haykırmak istiyorum ama beni duymuyorsun ya da duyamıyorsun. Uzun zaman geçiyor üstünden ve ben kendimi hareketsizce yatarken gözünden akan iki damla gözyaşının sanki tatlı bir yaz yağmuruymuşçasına toprak kokusunu üstüme daha da sindirirken buluyorum.
Donuk yüzün, yağmurdan ıslanmış saçların hiç gitmiyor gözlerimin önünden. Uzaktan gördüğüm beni sorguluyorum her defasında, inanmak istemiyorum ya da inanamıyorum. Bana söylediğin şu cümleyi aklımdan çıkaramıyorum senin o donuk yüzünü hatırladıkça “ Serin bir sonbahar günü düşen selvi yaprakları üzerinde ölümü tatmak hoş olsa gerek”. Benden her dakika daha da uzaklaşıyorsun ama ben her dakika yakınlığını arıyorum, saçını, tenini okşamak istiyorum ama nafile. Her elimi uzatışımda sana bir o kadar yakın ama sonsuzluk kadar uzakta olduğumu hissetmek bana en büyük acıyı veriyor. Hayatın bana attığı en büyük çalımda yanımda duran sen ve içten içe haykıran donmuş, korkak yüzün. Beraber karar aldığımız bu son yolculukta beni yalnız bırakmak ne sana ne de bana yaradı... Sen sevdiklerinin arasında acıdan çürümüş benliğinle, bense toprağın koynunda her dakika acıyı tadan cansızlığımla, söyle hadi doğru yol neredeydi de biz göremeden acının koynuna kürek mahkumu olduk...
Son bir kez daha bakıyorum sana...Arkama dönüyorum, bakamıyorum ya da bakmak istemiyorum... Duvarlar yükseliyor gözlerimin önünde,sessiz ve büyük soluk beyaz duvarlar. Adını haykırıyorum çıldırmışçasına, karşılık alamayınca daha çok bağırmaya başlıyorum. Hayır, bu bir kabus olmalı diyorum ve bir kez daha kendimi çaresiz ve yalnız hissediyorum fakat içimi ısıtan bir sıcaklık hissediyorum, o senin sıcaklığın. Hıçkırıklara boğuluyorum, ufak bir çocuğun timsah gözyaşları gibi ama gerçek bir acıyla hıçkırıyorum. Adın gırtlağımda düğümleniyor, söyleyemiyorum adını. Sana yalnızlığımı haykırmak istiyorum ama beni duymuyorsun ya da duyamıyorsun. Uzun zaman geçiyor üstünden ve ben kendimi hareketsizce yatarken gözünden akan iki damla gözyaşının sanki tatlı bir yaz yağmuruymuşçasına toprak kokusunu üstüme daha da sindirirken buluyorum.
Donuk yüzün, yağmurdan ıslanmış saçların hiç gitmiyor gözlerimin önünden. Uzaktan gördüğüm beni sorguluyorum her defasında, inanmak istemiyorum ya da inanamıyorum. Bana söylediğin şu cümleyi aklımdan çıkaramıyorum senin o donuk yüzünü hatırladıkça “ Serin bir sonbahar günü düşen selvi yaprakları üzerinde ölümü tatmak hoş olsa gerek”. Benden her dakika daha da uzaklaşıyorsun ama ben her dakika yakınlığını arıyorum, saçını, tenini okşamak istiyorum ama nafile. Her elimi uzatışımda sana bir o kadar yakın ama sonsuzluk kadar uzakta olduğumu hissetmek bana en büyük acıyı veriyor. Hayatın bana attığı en büyük çalımda yanımda duran sen ve içten içe haykıran donmuş, korkak yüzün. Beraber karar aldığımız bu son yolculukta beni yalnız bırakmak ne sana ne de bana yaradı... Sen sevdiklerinin arasında acıdan çürümüş benliğinle, bense toprağın koynunda her dakika acıyı tadan cansızlığımla, söyle hadi doğru yol neredeydi de biz göremeden acının koynuna kürek mahkumu olduk...
29 Haziran 2010 Salı
Yine yeni yeniden
Hey sen! Merhaba!!
Çok uzun zaman oldu seninle birlikte aslında ortak yaşadığımız fakat özel olduğuna inandığımız yaşamımızı, yaşamımı paylaşmayalı... Uzun zamandır ben de sen gibi kendi çapında yuvarlanarak hayatta kalmanın iksirini arıyordum. Açıkçası tam buldum derken sürekli yanlış iksirden tadıyorum son zamanlarda, bir doğru bir yanlış derken idare ediyorum aslına bakarsan...Gözden uzak olan gönülden ırak olurmuş demişler ya çok doğruymuş, insan aslında çevresinden uzaklaştıkça kendisinden de uzaklaşıyor bir nebze de olsa...Hayatımın temellerini yeniden atıyorum burada, herkesten, senden uzakta... Gün güzel doğuyorsa ve hüzün benden uzaktaysa o zaman sana daha çok yaklaşıyorum aslında...Geride bıraktıklarım hep yakınımda, çekip çıkartıyorum zaman zaman onları, bazen otobüste giderken sana benzetiyorum birisini, bazen bir ses duyuyorum ya da bir an geliyor seninle birlikteymişim gibi hissediyorum. Hüzün,sevinç, öfke, yılmışlık. Aslına bakarsan ufak bir köpek yavrusu gibiyim şu anda, ya terk edileceğim ya da senin desteğinle ayağa kalkıp yürümeye devam edeceğim. Sanma ki kolay şu anda burada yaşadıklarım. Herkesin kıskanabileceği olanaklarda yaşamanın dayanılmaz hafiflikte olan cezasını içten içten her gün çekiyorum. Var mısın sen de benimle bu heyecanı, hüznü,hayatımı,hayatını günbegün yaşamaya?
Çok uzun zaman oldu seninle birlikte aslında ortak yaşadığımız fakat özel olduğuna inandığımız yaşamımızı, yaşamımı paylaşmayalı... Uzun zamandır ben de sen gibi kendi çapında yuvarlanarak hayatta kalmanın iksirini arıyordum. Açıkçası tam buldum derken sürekli yanlış iksirden tadıyorum son zamanlarda, bir doğru bir yanlış derken idare ediyorum aslına bakarsan...Gözden uzak olan gönülden ırak olurmuş demişler ya çok doğruymuş, insan aslında çevresinden uzaklaştıkça kendisinden de uzaklaşıyor bir nebze de olsa...Hayatımın temellerini yeniden atıyorum burada, herkesten, senden uzakta... Gün güzel doğuyorsa ve hüzün benden uzaktaysa o zaman sana daha çok yaklaşıyorum aslında...Geride bıraktıklarım hep yakınımda, çekip çıkartıyorum zaman zaman onları, bazen otobüste giderken sana benzetiyorum birisini, bazen bir ses duyuyorum ya da bir an geliyor seninle birlikteymişim gibi hissediyorum. Hüzün,sevinç, öfke, yılmışlık. Aslına bakarsan ufak bir köpek yavrusu gibiyim şu anda, ya terk edileceğim ya da senin desteğinle ayağa kalkıp yürümeye devam edeceğim. Sanma ki kolay şu anda burada yaşadıklarım. Herkesin kıskanabileceği olanaklarda yaşamanın dayanılmaz hafiflikte olan cezasını içten içten her gün çekiyorum. Var mısın sen de benimle bu heyecanı, hüznü,hayatımı,hayatını günbegün yaşamaya?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)